Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam63
Toplam Ziyaret277664
KATEGORİLER
Site Haritası

Advertorial

  

  

Borçla Mücadele Platformu

Borçlunun Duası Makbuldür

Yazdığımız bu başlık belki size şaka veya kinaye gibi gelecek, ama değil. Borçlu insanların duasının makbul olmasının önemli bir hikmeti vardır. Yalnız burada hemen yapmamız gereken bir açıklama var. Duanın makbul olması için borçlu, yukarıda saydığımız tüm kötü huylarını terk etmesi ve gerçekten pişman olarak tevbe etmesi gerekir. Yoksa her türlü yalan, hile ve düzenbazlıkla insanları aldatıp paralarını alan ve borçlanan insanların duasının kabul olması uzak bir ihtimal görünüyor. Gelelim makbul duanın hikmetine:
Bilindiği gibi demir madeni tabiattan çıkarıldığı haliyle kullanılamaz. Çünkü bu şekilde saf değil, cüruf adı verilen bir çok işe yaramaz madde ile karışık halde bulunur. İşe yarar bir hale gelmesi için bu cürufun içerisinden öz maddeyi, yani demir cevherini saflaştırmak, onu bozan diğer maddelerden arındırmak gerekir. Fakat bu o kadar kolay bir iş değildir. Demir cevheri çok zorlu bir sınavdan geçmek zorundadır. Öncelikle demir-çelik fabrikalarında 1500 derece gibi korkunç ısılar üreten yüksek fırınlara sokulup eritilir. Ardından farklı bir takım işlemlere tabi tutulur. En sonunda milyonlarca insanın ekmek parasını kazanmasına vesile olan bir hammadde olarak dünyanın her tarafına gemilerle kamyonlarla taşınır. Otomobil, beyaz eşya gibi fabrikalarda, demir işleme atölyelerinde şekil verilerek dünyadaki her eve girer ve insanlardan sevgi ve saygı görür.

 Teşbihte hata olmaz, insan da demir cevherine benzer. Başlangıçta demir cevherine karışmış cüruf gibi, insan da yaşadığımız zamanın fena tesiriyle bazı kötü huylar, kötü alışkanlıklar, zararlı duygular, günahlar tarafından çepeçevre sarılmış, insanın insaniyeti bozulmuş, cevheri işe yaramaz hale gelmiştir. Onun tekrar işe yarar hale gelmesi, gerçek hüviyetine kavuşması için çeşitli tezgâhlarda işlenmesi, yani bir dizi zorlu sınavdan geçmesi gerekir. İşte bu tezgâhlardan en zorlusu, insanda adeta demirin yüksek fırında eritilmesi gibi tesir gösteren borç sınavıdır. Borçlu olmak esasen buraya kadar en gerçekçi şekilde anlattığımız gibi çok kötü bir durumdur. Ancak, ekonomik krizi fırsatlara dönüştüren akıllı insanlar gibi, iyi değerlendirilip, verdiği mesaj, öğrettiği ders doğru okunursa sahibini terbiye eden bir okul haline gelir. Borçlu bir kişinin içine düştüğü acizlik, fakirlik, yokluk, zavallılık, kimsesizlik girdabı, onu gurur, kibir, kendini beğenme, nefsine güvenme, Yaratıcısından gafil olma gibi kötü hasletlerden arındırır, insanlık cevherini saflaştırır, ruhunu cilalar, tertemiz hale getirir. Çaldığı tüm kapıların yüzüne kapanması, bütün işlerinin ters gitmesi sebebiyle dünyadan yana bir beklentisi kalmaz, en büyük düşmanı olan nefsine güvenmeyi bırakır, insanlardan yüz çevirip, yönünü Rabbine çevirir. Leyla’yı ararken Mevla’yı bulur, Leyla’dan vazgeçer. İşte bu ruh hali ve gerçek bir pişmanlık duygusu ile, kalbinde yalnızca Allah sevgisi ve derdinin dermanı olarak sadece O’nu bilerek yapılan bir dua Allah katında çok makbuldür. Hele, borçlunun haber vermeden bir insanın gıyabında yapmış olduğu dua makbuliyetini kat be kat arttırır. O sebeple imkânı olan kişiler, borçlulara yardım ederek onların hayır dualarını almaları, belki de gelebilecek bir çok kötülükten insanı koruyabilir.

İyi yürekli bir vezir, yoksul ve muhtaçlara devlet hazinesinden borç para veriyor, borç alanlar, "Bunu ne zaman geriye ödeyeceğiz?" diye sorduklarında, "Padişahımız ölünce ödersiniz" diye cevap veriyordu. Bu duruma tanık olan bir adam bir gün Padişaha, "Efendimiz sizin veziriniz devletinizin hazinesinden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyor Demek ki niyeti kötü, sizin bir an önce ölmenizi istiyor, siz ölünce de paraları zimmetine geçirecek" diye gammazladı. Bu gammazlık üzerine padişahın vezirine karşı kalbi bozuldu. Kendisini huzuruna çağırıp söylenenlerin doğruluk derecesini ve maksadının ne olduğunu sordu. Vezir sıradan bir vezir değildi. Görevinin dışındaki bir takım incelikleri de biliyor ve yerinde bunlardan yararlanıyordu. Padişahı yatıştıran ve yüreğini ferahlatan şu açıklamada bulundu:

"Padişahım, söylenen doğrudur. Ben hazineden muhtaçlara borç para veriyor, vadesini de sizin ölümünüze bağlıyorum. Ama bunu sizin ölmenizi değil, tersine daha çok yaşamanızı istediğim için yapıyorum. Bilirsiniz ki her borçluya borcunun vadesi kısa gelir, vade dolmasın diye bakar, bunun için dua eder. Bu demektir ki, borçlarını siz ölünce verecek olanlar, borçlarının vadesi dolmasın diye sizin ölmemeniz için dua edeceklerdir. Allah katında en makbul dualardan biri de borç altındaki kullarının duasıdır. Benim de maksadım ömrünüzün uzunluğu, sağlık ve afiyetinizdir."


Yorumlar - Yorum Yaz